Skolyoz
Skolyoz, omurganın yana doğru eğrilmesiyle karakterize, üç boyutlu bir omurga deformitesidir. Özellikle büyüme çağındaki çocukları ve gençleri etkileyen bu durum, erken teşhis edildiğinde ilerlemesi durdurulabilir ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Omurga deformiteleri cerrahisinde geniş deneyime sahip Prof. Dr. Mehmet Tezer, skolyozun tanı ve tedavisinde her hastaya özel, en güncel yaklaşımları sunmaktadır.
Skolyoz Nedir ve En Sık Görülen Tipi Hangisidir?
Skolyoz, omurganın göğüs (torasik) veya bel (lomber) bölgesinde basit bir yana eğilme değil, aynı zamanda omurların kendi etrafında dönmesiyle oluşan karmaşık bir deformitedir. Omurgaya arkadan bakıldığında “S” veya “C” şeklinde bir görünüm oluşur.
Vakaların yaklaşık %80’ini, nedeni tam olarak bilinmeyen “Adolesan İdiyopatik Skolyoz” oluşturur. Genellikle 10-18 yaş arası sağlıklı çocuklarda, ergenliğe girişle birlikte hızlı boy uzaması döneminde ortaya çıkar veya belirginleşir. Unutulmamalıdır ki, skolyoz; kötü duruş, ağır sırt çantası taşıma veya yanlış yatak seçimi gibi faktörlerden kaynaklanmaz.
Ailelerin Dikkat Etmesi Gereken Skolyoz Belirtileri
Skolyoz genellikle ağrısız bir şekilde ilerlediği için erken evrede fark edilmesi zor olabilir. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarını gözlemlemesi kritik öneme sahiptir. Dikkat edilmesi gereken başlıca belirtiler şunlardır:
-
Bir omuzun diğerinden daha yüksekte durması.
-
Bir kürek kemiğinin diğerine göre daha çıkık veya belirgin olması.
-
Bel kıvrımlarında ve kalça seviyelerinde asimetri (bir tarafın daha içe çökük görünmesi).
-
Çocuk öne doğru eğildiğinde (Adam’s testi) sırtının bir tarafında kabarıklık veya hörgüç oluşması.
-
Elbiselerin vücuda tam oturmaması, bir tarafın potluk yapması.
Skolyozda Tanı ve Tedavi Planı Nasıl Oluşturulur?
Fiziksel muayenede skolyozdan şüphelenildiğinde, kesin tanı için ayakta çekilen tüm omurgayı kapsayan bir röntgen (Skolyoz Grafisi) istenir. Bu röntgen üzerinde “Cobb Açısı” adı verilen uluslararası bir ölçüm tekniği ile eğriliğin derecesi matematiksel olarak hesaplanır.
Tedavi kararı; eğriliğin derecesine (Cobb açısı), hastanın yaşına, kemik gelişiminin hangi aşamada olduğuna (büyüme potansiyeli) ve eğriliğin ilerleme riskine göre kişiye özel olarak planlanır. Tedavideki temel amaç, eğriliğin ilerlemesini durdurmak, deformiteyi düzeltmek ve dengeli bir omurga yapısı sağlamaktır. Tedavi seçenekleri gözlem, korse kullanımı ve cerrahi müdahaleyi içerir.
Sık Sorulan Sorular
Kesinlikle hayır. Özellikle en sık görülen tip olan "idiyopatik" skolyozun nedeni tam olarak bilinmemektedir. "İdiyopatik" kelimesi zaten "nedeni bilinmeyen" anlamına gelir. Genetik bir yatkınlık olduğu düşünülse de, çocuğunuzun duruş bozukluğu, taşıdığı çanta, yaptığı spor veya beslenme alışkanlıkları skolyoza neden olmaz. Bu konuda ebeveynlerin kendini suçlaması yersizdir. Skolyoz, kimsenin hatası olmayan, tıbbi bir durumdur.
Skolyozun ilerleme potansiyeli en çok ergenlik dönemindeki hızlı boy uzama sürecinde yüksektir. Eğriliğin ilerleyip ilerlemeyeceği iki ana faktöre bağlıdır:
-
Tanı anındaki eğriliğin derecesi: Derece ne kadar yüksekse, ilerleme riski de o kadar fazladır.
-
Hastanın kalan büyüme potansiyeli: Kemik gelişimi tamamlanmamış, büyümesi devam eden çocuklarda risk en yüksektir.
Büyüme tamamlandıktan sonra 40 derecenin altındaki eğrilikler genellikle ilerlemez veya çok yavaş ilerler. Ancak 50 dereceyi aşan eğriliklerin, büyüme bitmiş olsa bile yetişkinlik hayatı boyunca yavaş da olsa ilerlemeye devam etme riski bulunur. Bu nedenle tedavi planı bu riskler göz önüne alınarak yapılır.
Bu çok önemli bir sorudur. Hayır, korse tedavisinin temel amacı eğriliği düzeltmek değil, büyüme devam ederken eğriliğin daha da kötüleşmesini, yani ilerlemesini durdurmaktır. Korse, omurgayı dışarıdan destekleyerek bir nevi "kalıp" görevi görür ve eğriliğin artmasını engeller. Büyümesi devam eden ve eğriliği 25-45 derece arasında olan çocuklar için en etkili ameliyatsız tedavi yöntemidir. Başarı için korseyi günde 20-23 saat gibi uzun bir süre, doktorun önerdiği şekilde kullanmak kritik öneme sahiptir.
Fizik tedavi ve egzersiz, skolyoz yönetiminin çok önemli bir parçasıdır. Özellikle Schroth metodu gibi skolyoza özel fizyoterapi programları; postürü (duruşu) düzeltmeye, kas dengesizliklerini gidermeye, esnekliği artırmaya ve kor kaslarını güçlendirmeye yardımcı olur.
Ancak, ilerleme riski olan bir eğrilikte, egzersizler tek başına korse veya cerrahi tedavinin yerini tutmaz. Egzersizler, gözlem veya korse tedavisi sürecinde destekleyici ve tamamlayıcı bir rol oynar. Ameliyat sonrası dönemde ise rehabilitasyonun vazgeçilmez bir parçasıdır.
Cerrahi tedavi kararı genellikle aşağıdaki durumlarda alınır:
-
Eğrilik 45-50 dereceyi geçmişse ve ilerleme eğilimindeyse.
-
Korse tedavisine rağmen eğrilik artmaya devam ediyorsa.
-
Yetişkinlerde ağrıya neden olan veya kalp-akciğer fonksiyonlarını etkileme riski taşıyan ileri dereceli eğriliklerde.
Ameliyatın temel amacı; eğriliği güvenli bir şekilde mümkün olduğunca düzeltmek, omurganın dengesini sağlamak ve en önemlisi eğriliğin ömür boyu ilerlemesini kalıcı olarak durdurmaktır.
Modern skolyoz cerrahisi "spinal füzyon ve enstrümantasyon" adı verilen bir yöntemle yapılır. Bu yöntemde, omurlara titanyum alaşımlı vidalar yerleştirilir. Bu vidalara tutturulan çubuklar (rodlar) yardımıyla omurga dikkatli bir şekilde düzeltilir ve ideal pozisyonuna getirilir. Son aşamada, omurların birbirine kaynaması (füzyon) için kemik greftleri kullanılır. Zamanla bu bölge tek ve sağlam bir kemik kolona dönüşür. Kullanılan implantlar (vida ve çubuklar) vücutla tamamen uyumludur ve herhangi bir sorun oluşturmadıkça ömür boyu kalıcıdır, çıkarılmaları gerekmez.
Skolyoz cerrahisi, büyük bir ameliyattır ve her büyük ameliyatta olduğu gibi enfeksiyon, kanama gibi riskler taşır. Ancak hastaların en çok endişe ettiği omurilik hasarı ve felç riski, günümüz teknolojisiyle son derece düşüktür (%1'in altında). Ameliyat sırasında "nöromonitörizasyon" adı verilen bir teknoloji kullanılır. Bu sistem, ameliyatın başından sonuna kadar omuriliğin ve sinirlerin fonksiyonlarını anlık olarak takip eder ve cerrahı herhangi bir riskli durumda uyarır. Bu teknoloji, skolyoz cerrahisini çok daha güvenli hale getirmiştir.
Evet. Ameliyat sonrası hastalar (genellikle 4-5 gün hastanede kaldıktan sonra) yaklaşık 3-4 hafta içinde okullarına dönebilirler. İyileşme tamamlandığında (yaklaşık 6 ay-1 yıl), hastaların büyük çoğunluğu ağrısız ve aktif bir hayat sürer. Kaynamanın tamamlanmasının ardından koşma, yüzme, tenis, voleybol gibi birçok sporu yapabilirler. Sadece profesyonel seviyede yapılan ve omurgaya aşırı yük bindiren temas sporları (güreş, Amerikan futbolu vb.) önerilmez.